Welcome, Guest. Please login or register.
21 Nov 2019 - 14:40:24
batug.com forum sayfalari  |  Basketbol  |  NBA  |  Topic: Sıkı NBA yazıları 0 Members and 1 Guest are viewing this topic. « previous next »
Pages: [1] 2 3 4 ... 19
Author Topic: Sıkı NBA yazıları  (Read 91932 times)
ForeVer Celtics
Jr. Member
**
Offline Offline

Posts: 258

I love YaBB SE!


View Profile
« on: 16 Sep 2002 - 17:17:30 »

Arkadaşlar bazen gerçekten çok güzel NBA yazılarına rastlıyorum (eminim siz de rastlıyorsunuzdur) bundan sonra bu yazıları burada birbirimizle paylaşalım.
Geçen hafta Espn'de Jerry West'İn neden en iyi Gm olduğuyla ilgili çok güzel bir yazı vardı, birçoğunuz bu yazıyı belki okumuşsunuzdur, ben okumayanlar için paste etmeyi düşünüyordum ancak yazı benim mesaj alanıma sığmadığı için linkini veriyorum sadece

http://espn.go.com/nba/columns/hughes_frank/1430852.html

Okuyun Jerry West'in neden NBA konusunda gerçek bir dahi sayılabileceğini anlayacaksınız.
Onun dışında Batuğ abinin sitede yayınladığı ''How Did They do'' diye bir yazı vardı, o yazıyı da okumayanların arşivden bulup okumalarını tavsiye ederim.
Logged
OscarRE
Stern'ün Çiftliği
Administrator
Pro. Member
*****
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 6.357

ne bakıyon lan?


View Profile WWW
« Reply #1 on: 28 Feb 2003 - 03:20:50 »

http://www.accessatlanta.com/ajc/sports/nba/0203/09nique.html

dominique wilkins hakkinda iyi bi yazi
Logged

“With the caliber of guys on the team,’’ Wallace said, “with Paul, Kevin, Ray, Big Baby, a whole lot of guys, it’s going to be fun. We’re pretty much tired of beating up on each other and we’re looking forward to that first game against Houston"
http://torinolu.blogspot.com
BabyShaq
Yönetici
Pro. Member
*****
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 8.094



View Profile
« Reply #2 on: 25 Apr 2003 - 20:49:16 »

Selim Ataz'ın mail-list'e gönderdiği yazı.Okuyamayanlar için yazıyı buraya kopyalıyorum:


NBA fan Pete Hinz lists the best and worst teams when it comes to judging
talent, making trades, signing free agents and drafting.

NBA's best and worst talent judges

December 27, 2002

You want to be heard? Well, now you can! Throughout the week, we let readers
speak out as guest columnists. Want to get something off your chest? Put it
in writing and send it to us. Be sure to put "Fans' View" in the subject
heading.

Today, NBA fan Pete Hinz lists the best and worst teams when it comes to
judging talent, making trades, signing free agents and drafting.

The ability to evaluate talent in the NBA is a very important factor in a
team's success. You have to which players to draft, which to keep and which
to trade. You also must take into account who the head coach is and what
type of system he runs. Some teams know how to do it right, and some keep
getting it wrong. Here are the best and worst teams when it comes to
evaluating talent:

THE WORST

1. Golden State: Joe Smith was the Warriors' No. 1 pick in 1995 over Kevin
Garnett, Antonio McDyess and Rasheed Wallace. The next year, the team took
Todd Fuller over Kobe Bryant, Steve Nash and Jermaine O'Neal. The following
year, it was Adonal Foyle over Tracy McGrady. The Warriors never can judge a
player's potential.

2. Chicago: Sure, the Bulls had Michael Jordan and Scottie Pippen, but what
have they done since? They traded Elton Brand for two mediocre players, and
they gave Indiana a semi-talented center and one of the league's
hardest-working players for Jalen Rose. Jerry Krause was right about
organizations winning championships: Great teams are able to spot the
talent.

3. Cleveland/Denver: Neither team drafts or trades well enough to build a
decent team. Just plain bad.

4. New York: Since Patrick Ewing, has New York drafted anyone who was of any
worth? After Ewing was on the decline, the Knicks decided that they needed
to build around Allan Houston, Latrell Sprewell and the brittle Marcus
Camby. Throw in Miami with the Knicks. Those two teams are very similar when
it comes to judging talent.

5. Portland: The Blazers have talent and can draft, but they don't know
which players to keep and which to let go.

6. Washington: The Wizards/Bullets got rid of Chris Webber and Wallace, but
kept Juwan Howard. In addition, they have the number No. 1 pick of the 2001
draft sitting on the bench.

THE BEST

1. Jerry West: Signing Shaquille O'Neal was a no-brainer, right? Well, no
other team in the league pursued him as hard or did whatever it took to get
him. Not even Orlando. Every other team still was looking for the next
Jordan. Kobe Bryant? He was drafted 13th by another team. It doesn't matter
because if West wants him, he will get him. How many Laker fans are still
screaming for West giving up on Eddie Jones? Look out for Memphis once the
team gets rebuilt the way West wants.

2. Sacramento/Dallas: Both teams have good-to-great drafting and trades.
Both teams know the kinds of players they need for their rosters.

3. Phoenix: The Suns picked Shawn Marion ninth, Nash 15th, Finley 21st and
Amare Stoudemire ninth. Right now, every other team is saying Stoudemire was
the steal of the draft. The Suns know how to judge talent at every position
except center.

4. New Jersey: New Jersey got the right person when it hired Rod Thorn. With
him at the helm, the Nets never should sink back into the dregs.

5. Indiana: President Donnie Walsh knows you might have to go down a little
to get back up. He makes great trades that always seem to work out in
Indiana's favor.

6. Seattle: Like Phoenix, the Sonics can find players in the middle draft
spots who will have careers instead of washouts. Also like Phoenix, their
only weakness is judging the talent at center.
Logged
Gökhan
Global Moderator
Pro. Member
*****
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 7.678


Poop on them Oliver


View Profile
« Reply #3 on: 25 Apr 2003 - 22:43:24 »

maillistte de söyledim, J O'Neal yerine Wallace'ın gönderilmesi gibi bir durum olamayacağı ve Dale Davis'in de (sanıyorum) performansının iyi olmasından dolayı böyle bir takas gerçekleştirildi, ha eşşeklik hem Grant'i hem O'Neal'i göndermekse evet eşşeklik ama takasın o zaman için salaklık olduğuna inanmıyorum, ondan daha büyük salaklık Grant Hill-Big Ben takası olurdu eğer şu anki durumlarına bakılacak olunsaydı.
Logged
BabyShaq
Yönetici
Pro. Member
*****
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 8.094



View Profile
« Reply #4 on: 3 May 2003 - 01:57:44 »

Bu yazıyı bugün mailliste okudum.Sitede ilk yazıldığında okuyamayanlar için yazıyı buraya kopyalıyorum.

Şampiyonluk, sportmenlik, erdem
Sadece NBA'de değil, dünyanın kalanında oynanan basketbolda, hatta
bazı diğer takımlı-toplu spor dallarında uygulanan, yazılı olmayan
bir kural vardır... Karşılıklı sportmenliğe, centilmenliğe dayalı bir
anlaşma.
Galibi belli bir müsabakanın son anlarında artık mücadele bırakılır.
Top hangi takımın hakimiyetinde olursa olsun...
Maç resmen sürmektedir ama hadise bitmiştir. Kazanan bellidir. Kalan
sayılı saniyeler bu gerçeği değiştirmeyecektir.
Bu durumda topa hakim takım yahut oyuncu, oyalanarak geri sayımın
sona ermesini bekler.
Rakip de aynı işle meşguldür. Savunma yapmaz. Top kapmaya, skora
gitmeye çaba göstermez.
Herkes ellerini bellerine, dizlerine koyup bekler. Seyirci sakin ve
sonucu kabullenmiştir. Kazananlar, rakibin bu son anlardaki boyun
eğişinin keyfini tevazu içinde çıkarırlar. Kaybedenlerde adrenalin
düşmüştür. Öfke ve umutsuzluk yerlerini yavaş yavaş galibi takdir
etmeye bırakmaktadır.
Bu, NBA'de de sık sık rastlanabilen bir tablodur.
Bunu niye anlattığımı merak ediyorsanız sabrınızı muhafaza ediniz.

***

Lakers playofflara silindir gibi girdi... İlk turdan itibaren önüne
çıkan birbirinden güçlü rakipleri eze eze, namağlup şekilde finallere
geldi. Burada 10 gün kadar dinlendikten sonra karşısına, fazladan 7
maç yapmış, yorgun ve hırpalanmış Sixers dikildi.
Philadelphia oyuncuları, olması gerektiği gibi antrenmandan değil,
hastaneden çıkıp maça geliyorlardı. Sağlam kalan tek yerleri, mangal
yürekleriydi...
Bu serinin sonucu, başlamadan çok önce belliydi. Lakers, San
Antonio'daki ikinci maçı kazandığında zaten şampiyon olmuştu.
Sixers, mangal yürek gazıyla ilk maçta büyük bir sürprizi
gerçekleştirdi. 16-0 (burası 15-0 olacak, yanlış yazmışım, okuyucu
Mehmet Baykan mesaj attı, uyardı, düzelttiyorum) playoff derecesiyle
şampiyon olup tarihe geçmeye kararlı ve inanmış Lakers camiasını,
daha ilk maçta kendi sahalarında mağlup ettiler. Fakat Sixers son
barutunu atmıştı. Bu işin devamını getirecek güç ve direnç kalmamıştı
takımda...
LA ikinci maçı alıp durumu eşitledikten, seri Philadelphia'ya
taşındıktan sonraki iki karşılaşmada işin rengi de iyice belli oldu
zaten. Seri 3-1'e geldiğinde "iş bitti" dedik. Zira NBA tarihinde 3-
1'den gelip şampiyon olan takım yoktu. Hatta 3-1 mağlup iken seriyi
yedinci maça uzatmayı başaran takım sayısı da sadece üç idi...
Evet, tarih yazılmaya devam eder, rekorlar da kırılmak içindir. Ama
anlattık ya, Sixers o tarihi yazacak, o rekoru kıracak vaziyette
değildi.
Mucizeleri Tanrı, Bill Russell yahut Mike Jordan yaratır, üçü de
76'ers forması giymiyordu!
Beşinci maça gelindiğinde manzara buydu...

***

Iverson ile arkadaşları, beklendiği gibi, bu son maça son derece
hırslı, kararlı ve iyi başladılar. Şampiyon olamayacaklarını
biliyorlardı. Ama sahalarındaki üç maçın bari bu sonuncusunu almak,
tribünü dolduran vefakar taraftara armağan etmek istiyorlardı.
Ancak yine beklendiği gibi, Lakers hiç bir gevşeklik göstermedi. İlk
çeyrekteki Sixers atağına ve oluşan farka rağmen asla maçı bırakmadı.
Çünkü onların, şampiyonluktan öte bir amaçları vardı. Bu seriyi
burada bitirerek iki NBA playoff rekoru birden kırmak, tarihe
geçmek... Bu, şampiyonluğu kendi sahasında, kendi seyircisinin önünde
ilan edip kutlamaktan daha önemli ve öncelikliydi.

***

Burada maçı anlatmayacağım. Konu o değil... Bu yüzden derhal maçın
sonuna atlıyorum.
Dördüncü çeyreğe 15 sayı geride giren Sixers son bir çaba daha
göstermiş ancak tam Lakers'a yaklaşırken, Derek Fisher iki defasında
da "killer" üçlükleriyle çelmeyi takmıştı. 10 sayı civarında gezinen
ve azalmayacağı anlaşılan fark, son dakikaya girilirken Larry
Brown'a "pes" dedirtti. Koç Brown, sahadaki Iverson'ı oyundan aldı.
Ivy'nin suratından düşen bin parçaydı. Herhalde tek istediği gidip
yatmak, rüyasız bir uyku çekip unutmaktı. Buna rağmen Ivy, belki
dilinin ucuna gelene küfürleri, belki gözüne dolan yaşları tutarak
tribünü selamladı. Çünkü orada, herşeye karşın ayakta takımlarını
alkışlayan, "Thanks for a great season" yazılı tabelaları kaldıran
binlerce taraftar vardı. Hep onlar alkışlamışlardı ve şu anda
alkışlanmayı hakediyorlardı.
Ivy tribünü selamladı, taraftarları alkışladı. Takım arkadaşlarını,
koçunu, diğer teknik adamları kutladı. Döndü, tekrar tribünlere el
salladı.

***

Bu esnada iki takımın yedekleri sahada zamanı eritiyorlardı. 17
saniye kala top Lakers'a geçti. Fark 10 sayıydı. Rick Fox driplingle
rakip sahaya geçti. Sixers oyuncuları savunma yapmadılar. Öylece
duruyorlardı. Fox da topu sürerek durmaya başladı. Takım arkadaşları
da zaten öyle yapıyorlardı.
7, 6, 5 derken maçın bitmesine 2 saniye kala birşey oldu... Anladık
ki, sahada bulunan oyuncuların hepsi de bu "bitse de gitsek"
havasında değillerdi.
İki taraftan da bir kısım oyuncunun saha dışına yöneldiği bu anda ham
erik Fox, üç sayı yayının ardında durmakta olduğu yerden topu potaya
fırlattı. Ve Shaq da bu pası yakalayıp alley-oop smacı çaktı!
Sonra da birbirlerine gülüp bağırarak sevindiler.

***

Tahminim, Shaq'ınki bir refleksti. Aynı şey tekrar olsa, adamın bunu
bir kez daha yapmayacağına inanıyorum. Ona kızmıyorum.
Aslında Fox'a da kızmıyorum. Çünkü bu ondan beklenecek bir hareket.
O, öyle bir adam. Basketbol sahasında çiğ, cazgır ve çirkef. Hep
öyleydi, öyle da kalacak. Tarafımızdan bu şekilde hatırlanacak.
Birçok Lakers taraftarı ise Fox'u, "savaşçı, hırslı, iyi savunmacı,
kendisini takımına adamış, sorumluluğunu yerine getirmekte kararlı,
faydalı bir görev adamı" olarak görüyorlar ve bu şekilde yadedecekler.
Ben, "2001 şampiyonu Lakers'da Shaq ile Kobe dışında kim vardı?"
dendiğinde, son düdükten sonra soyunma odasına giden kalbi kırık
Iverson'ı koridorda yakalayan ve tebrik eden Derek Fisher'ı
hatırlayacağım.
Lakers taraftarları, Fox'u bağırlarına basarken, dünkü maçın son
saniyesinde yaptığı hareketi unutacaklar yahut hatırlamak
istemeyecekler. Hatta aralarında, o hareketi mazur gösterecek laflar
edenler dahi çıkacak.

Arada bir de bazı NBAseverler bana mesaj atarak "Lakers'ı niye
sevmiyorsun?" diye soracaklar.

Hadi eyvallah.

(16 Haziran 2001, Cumartesi)


MÜHİM NOT: Yukarıda anlattığım hadisede bir gözlem hatası var. Maçın
o son anında, sahadaki oyuncular ve diğer herkes son düdüğü beklerken
ben de lanet okuyarak kalktım, bir bira almak üzere mutfağa yöneldim.
O anda enstantaneyi yan gözle keserken, Fox'un potaya attığı topu
Shaq tamamladı gibi gördüm. Oysa Spurs 6th Man Tuncaboylu
uyardı, "Shaq'ın müdahalesi yok. Fox'ın topu direkt girdi, 3 sayı
yazıldı" diye... zaten de Shaq'a yüklenmediydim yazıda. Düzeltir,
özür dilerim.
                                            Batuğ Ş. Evcimen
Logged
Penny_1
Forum Sefiri
Pro. Member
*****
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 1.162


yitip giden..


View Profile
« Reply #5 on: 3 May 2003 - 02:36:07 »

-Mucizeleri Tanrı, Bill Russell yahut Mike Jordan yaratır, üçü de 76'ers forması giymiyordu!-
hmm.. ikisini anladıkta, russell ilginç yane..11 yüzük dışında bi vasfı var mı adamın?ha 11 tane ulan daha ne olsun da denebilir..
Logged

I'm playing against great players, playing against the best in the world. The competition - that's what I've always wanted.
Kobe Bryant
Majere
Moderator
Pro. Member
*****
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 5.806


Ben acı yazıyorum


View Profile
« Reply #6 on: 3 May 2003 - 02:47:32 »

Evet, Batuğ Abi'den dinledim bazı şeyler, bakmayın skor yapmadığına adam kafaya koydu mu kazandırıyormuş o zamanlar. Onun o dönemde yaptığı savunmayı kıyaslayacak biri yok şu durumda.
Logged
BabyShaq
Yönetici
Pro. Member
*****
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 8.094



View Profile
« Reply #7 on: 2 Jul 2003 - 02:16:12 »

Mail-list'i takip etmeyenler için Onur Tuncaboylu'nun bugün yazdığı linki veriyorum.Okuyun ve bir daha Salary Cap hakkında soru sormayın Grin
http://members.cox.net/lmcoon/salarycap.htm
Logged
piston'r
eye in the sky
Veteran
Pro. Member
*****
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 2.906


R.I.P


View Profile
« Reply #8 on: 2 Jul 2003 - 22:23:07 »

 Harika bir link. Herkese tavsiye derim. Ben şahsen 40. maddeye kadar okudum, okumaya da devam ediyorum. Bilmediğim ya da yanlış bildiğim birçok şey öğrendim. Saolasın Babyshaq
Logged

Form a Fuckin\\\' Wall
gilamaniac
Kiwi
Pro. Member
*****
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 8.909


Iker Casillas


View Profile WWW
« Reply #9 on: 27 Oct 2003 - 17:59:50 »

http://insider.espn.go.com/insider/story?id=1645838&partnersite=espn

lebron james hakkında espn magazinede cıkmıs uzuuuuun bi yazı
Logged

Son Turnuva Şampiyonu
Toni Kukoc
Forum Fordçusu
Administrator
Pro. Member
*****
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 4.172


View Profile
« Reply #10 on: 28 Oct 2003 - 16:50:37 »

http://sports.espn.go.com/nba/preview2003/columns/story?columnist=smith_sam&id=1647323
Logged


BabyShaq
Yönetici
Pro. Member
*****
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 8.094



View Profile
« Reply #11 on: 20 Nov 2003 - 11:59:37 »

ESPN'de Len Bias hakkında yayınlanmış bir makale:
http://espn.go.com/page2/s/simmons/010620.html
Logged
piston'r
eye in the sky
Veteran
Pro. Member
*****
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 2.906


R.I.P


View Profile
« Reply #12 on: 15 Apr 2004 - 22:39:31 »

Mark Cuban'ın yazılarının olduğu bir site. Özellikle Sura'nın sayılmayan tripple-double ile ilgili yazdığı yazı ilginç. Üzerinde düşünüp tartışmaya değer.

http://www.blogmaverick.com/
Logged

Form a Fuckin\\\' Wall
icedhell
Guest
« Reply #13 on: 16 Apr 2004 - 13:56:22 »

adam değişik bir tip ama doğru söylemiş.
" ikiyüzlülük ve ben ikiyüzlülükten nefret ederim."
Logged
petrovic
Newbie
*
Offline Offline

Gender: Male
Posts: 192


RIP PETROVIC


View Profile
« Reply #14 on: 9 Sep 2004 - 17:50:53 »

Basketbol tarihinin en büyük Avrupalı oyuncusunun anısına...

Mart 2004. Cibona Zagreb - Tau Euroleague maçı. Tribünde, yeni Lakers koçu Rudy T. oturuyor. "Neden burdasin?" diye sorarsaniz, cevabi acik: "Oyun o kadar küreselleşti ki, yetenek için her yere bakmak lazım". Her zaman böyle miydi? Hayır.

Zagreb'in en unlu yerlerinden Drazen Petrovic Basketball Center'da, Jordan, James Dean ve Christoph Colomb kadar unlu tek kişi, adini sahaya vermiş. Jordan dunyanin en ünlusü ise, o Avrupa'nın.. Dean, çünkü o da genç yaşta araba kazasında öldü. Colomb, çünkü o da Amerika'nın diğer kıtalari keşfetmesini sağladi.

Arkadaşlarının deyimiyle Petro, NBA tarihinde surekli ilk 5 oynayan ilk Avrupalı oyuncu. Hamal denilen işçilerden de değildi o, bir yıldızdı. %43.7'lik kariyer üçlük yüzdesi, hala tüm zamanların en iyi üçüncüsü. 2003'te ligde oynayan 73 yabancinin teşekkür etmesi gereken birisi var: Petro.

Şimdiki zamanın süper şutörü Peja, onunla hiç tanışmamış. ağabeyi divac ise, Yugoslavya dağılmadan birlikte oynadığı oyuncuyu Stojakovic’e anlatiyor: "Sahaya ayak bastığı an, en iyi olmak isterdi. Attığı sayıdan asla memnun olmazdı. Her zaman daha fazlası, her zaman.."

Ölümünün ardından 10 yılı aşkın süre geçti. Annesi Biserka(kendisi Sırp’tır) ve babasi Jole, hala Cibona maçlarına gidiyor. "Her yıl birisi çıkar.. O, gelecek Drazen derler. Bu yılki Macijauskas. Evet gerçekten iyi bir oyuncu. Ama Drazen.. farkliydi." Yeni bir Drazen asla gelmeyecek.

En başa dönelim. Preradovic sokağına. İki yağ tenekesinden panya yapılmış. Eski bir aluminyum fabrikasından alınan sac ise cember olmuş. Sibenik halkının, bugün, "bizim oğlumuz" dediği oyuncu burada doğdu 1964'te. O zamanlar NBA maçları, İtalyan kablolu kanalını çeken birkaç evden izlenebiliyordu. Sonradan Petro'nun çok yakın arkadaşı olacak Neven'in ağzından: "Ayda yürümek bile daha kolay görünüyordu NBA'den."

Ker zaman kan dokülmüş ulusu (Yugoslavya) birlikte tutan birkaç şey vardı: Josip Broz Tito ve spor aşkı. (Her tür takım sporu ve bireysel aktiviteyi düşünün. Mutlaka eski bir Yugo vardir altın madalyalara boğulan) ve özellikle basketbol. "Saf şutör" deyimini Ruslar getirmedi. Kas yığını Amerikalılar da. "Ekol" denen ilk sistem: Yu-go-slav-ya.

Drazen'den 5 yaş büyük ağabeyi Alexander Petrovic, ilk şutunu attığında, ufak kardeşiyle dalga geçmişti: “Fred Çakmaktaş gibi şut atıyorsun.” Ufak Petro oynamaya devam etti. Sabah 6'da, okuldan önce 500 şut atıyordu. Okul sonrası drill’leri ve maçları da sayarsak, günde yedi saat, tatil gezi dinlemeden 365 gün. Koçu bile birkaç kez kızdı: "Başka işin yok mu senin?"

Cevabi için ayrı paragraf gerek: "Ben buna aşığım. Hayatım bu. Nefes almak gibi."

18 yaşına geldiğinde, Sibenik'in takımı Sibenka'da oynuyordu. Ağabeyinin takımı Cibona'yı yendiklerinde, ki artık Alexander'dan çok daha iyi bir oyuncuydu, annesi "biraz kötü oynamasını" istedi. Cevabı: "Kabul etmiyorsan oyunlara gelme."

Notre Dame Universitesi’nin tüm ısrarlarına rağmen, 1984'te büyük şehre, Cibona'ya transfer oldu. Vefa mi dediniz? Ligdeki ilk maçında Sibenka’ya 56 sayı attı. 112 sayı da Olimpia Ljubjana'ya. 2 yıl içinde en iyi Yugo-basketçi olmuştu.

1988'te Real Madrid'e transfer olmadan, 2 kez Avrupa Şampiyonu olmuştu bile (Maç başına 36.8 sayı atmıştı). Seul'de Radja, Kukoc ve Divac'la beraber oynadı. Tarihin en iyi takımı ile başa baş oynayarak gümüş aldılar. Real'de sadece 1 yıl kaldı "Señor 40", bir tane daha Avrupa Kupasi almıştı.

"En iyi olmak istiyorsan, en iyilerle oynayacaksin."

1989'da Portland Trail Blazers'a geçti. NBA'in efsanevi guard’larından Clyde Drexler ve Terry Porter'ın yedeği olacaktı. 2 yıl yedek kaldı ama sırf gururdan Avrupa'ya geri dönmedi. (Koçu da Rick Adelman idi.. bir şeyler hatırlatıyor mu?)

1991'de New Jersey Nets'e gönderildi. Takimda sadece Drexler ne kaybettiklerini anlayabilmişti. Chuck Daly ona forma şansı verdi. Geldigi gibi ilk 5 başladı: 20.6 sayı/maç.

Her şey daha da iyi olabilirdi ama 1991'de savaş başladı. Slobodan Milosevic binlerce Hırvat'ı öldürüyordu. NBA'deki Yugolar arası bağlar koptu. Nets - Lakers maçlarında Petro ve Vlade göz göze bile gelmiyordu. 1992 Barselona'da artık spor için değil, yeni kurulmuş ülkelerini tanıtmak için oynayacaklardı.

Yarı-finalde SSCB'ye karşı 6 sayı gerilerdi (1:16 dakika kalmıştı). Radja 2 serbest atış attı, Kukoc'tan bir üçlük ve 9 saniye kala fark 1 iken, Petro 2 serbest atış attı. "Tüm Hırvatistan ellerimde gibiydi, ka-çı-ra-maz-dım." Hırvatistan 75 - Rusya 74. 2 gün sonra Dream Team'e yenildiler, herkesin yaptığı gibi. (Jordan, Bird, Magic, Barkley...)

Sonraki dönemde Petro NBA'de daha da iyi oynadı. En iyi 3. takıma seçildi (all-nba 3rd team). Nets üst üste 2. kez play-off'lara kaldı. Petro sayı ortalamasını 1993'te 22.3'e çıkarttı. Şut yüzdesi: %51.8, üçlük yüzdesi: %44.9. Ve sezon sonu Avrupa Şampiyonası için Zagreb'e yöneldi.

Zagreb uçağı Frankfurt'ta aktarma yapacaktı. Drazen hep evine dönerdi. Hiç yapmadiği bir şey yaptı. Kız arkadaşı Klara için orada kaldı. Münih'e arabayla yola çıktılar. O gece, Zagreb'e giden uçakta, Radja siyah bulutlar gördüğünü söyledi.

Yağışlı yola dalan 18 tekerlekli bir tır, arabayi süren Klara'nın ani frenine neden oldu. Drazen yan koltukta uyuyordu, emniyet kemeri takılı olmadan. Yola fırladı, ve olay yerinde hayatını kaybetti.

Dostları ve ailesinin durumunu anlatmaya gerek yok. Basketbol dünyası şaşkındı. Divac'tan: "Keşke onunla barışmış olsaydık, Toni'yle (Kukoc) yaptığımız gibi. Duyduğumda ailemle televizyon izliyorduk, kıpırdayamadım."

Onu takıma kazandıran Nets GM'i Willis Reed, sonraki günlerde ne zaman ondan bahsetse ağlamaya başlıyordu. Zagreb'teki törene tüm basketbol dünyasıyla beraber, 500,000 kişi katıldı. O yılkı NBA finalinde (Bulls-Suns) maç saygı duruşuyla başladı. Öldüğünde, artık herkes değerini biliyordu.

Sadece genç basketbolculara örnek olmadı Drazen. 2001'de, yıllarca süren formsuzluğundan çıkmaya calisan Goran Ivanisevic de, duvarına onun posterini asmıştı. Wimbledon'da finale çıktığı günün sabahı kendi kendine konuşuyordu Goran: "Drazen, bunu senin için kazanacağım." Şampiyonlukla geri dondüğü Split'te, 150 bin Hırvat tarafından karşılandı.

Drazen hala unutulmadi. "Basketbolu ondan daha çok sevecek bir insan olmadı." - Vlade Divac
 

-ESPN Magazine’in Ağustos 2004 sayısından tercümedir.
Logged

havlicek steals it...havlicek stole the ball...
Pages: [1] 2 3 4 ... 19
batug.com forum sayfalari  |  Basketbol  |  NBA  |  Topic: Sıkı NBA yazıları « previous next »
    Jump to: